Gebelikte sperm sayısı kadar sperm hareketliliğinin ve sperm morfolojisinin de etkili olduğunu biliyor musunuz?
| Karın Duvarı Fıtıkları Nedir? | |
|
Karın duvarı katmanlardaki zayıf bir nokta veya yırtıktan cilde doğru şişlik oluşmasıdır.
Karın duvarı fıtıkları, kimi hastada doğumsal zayıf bir noktadan kaynaklanır, kimisinde ise karın içi basıncı ani artıran ağır kaldırma, kronik kabızlık, öksürük, ıkınma, idrar zorluğu gibi durumlar fıtık oluşumunu kolaylaştırır.
Karın duvarında, gözle görülebilen ve elle hissedilen bu şişliği yapan iç organlar, hatta sıklıkla bağırsaklardır. Genel olarak 3 tip karın duvarı fıtığı vardır: kasık bölgesinden, göbek çevresinden veya karın duvarındaki eski ameliyat yerinden çıkabilir; bunlara sırası ile kasık fıtıkları, göbek fıtıkları ve kesi yeri fıtıkları denir.
Fıtıklar her yaştan kadın ve erkekte görülebilir. Yeni doğan çocuktan ileri yaştaki kişilere kadar herkes de görülebilen yaygın bir hastalıktır fıtık.
Toplumlarda görülme sıklığı % 5–10 civarındadır.
Tüm fıtıklar içinde yaklaşık % 90’kadarı kasık fıtıklarıdır. Göbek ve kesi yeri fıtıkları geri kalan %10’luk kesimi oluşturur. Kasık fıtıkları erkeklerde daha sık görülür.
Fıtıkların oluş biçimini otomobil lastiğinde görülen balonlaşmaya benzetebiliriz. Aracın sert dış lastiği karın duvarımızdaki adaleler ve ince olan iç lastik de karın zarı ile içindeki barsaklar gibi düşünebiliriz.
Dış lastik iç lastiği koruyacak güçtedir ancak bir zayıf nokta oluştuğunda, iç lastik dışa doğru balonlaşır. Bu durum aynen zayıf bir karın duvarında fıtık oluşumuna çok benzer.
Fıtık Bulguları Nelerdir: Fıtık, oluştuğu bölgede bir kitle şeklinde görülebilir veya hissedilebilir. Kasık bölgesinde veya göbek çevresinde ortaya çıkan, sırt üstü uzanıldığı zaman kaybolan veya küçülen bir şişliktir.
Hastalar fıtığın başlangıç döneminde, henüz şişlik ortaya çıkmadan, yürümek, ayakta kalmak veya vücudu zorlayan başka eylemlerle fıtık bölgesinde hafif bir ağrı veya çekilme hissedebilirler. Karın duvarındaki yırtık zaman içinde genişledikçe, kitle de büyüme eğilimindedir.
Fıtık Tanısı: Basit bir muayene ile her hekim fıtığı anlayabilir. Hastaların da önemli bir kısmı kendilerinde fıtık geliştiğini fark ederler. Fıtık şişliği tipik olarak, ayağa kalkınca, öksürünce, ıkınmayla irileşir, sırt üstü yatmakla, barsak karın içine geri döndüğünden kaybolur.
Daha çok sporcularda veya atletik yapılı kişilerde henüz başlangıç aşamasında ki fıtıklar, şişlik olmaksızın kronik ağrı ile ortaya çıkabilir: nokta fıtığı.
Bu durumda hastaya kasık bölgesine US ile bakıp barsakların fıtık kanalına girip girmediği ve ağrıya neden olacak başka bir patoloji olup olmadığı araştırılabilir.
Fıtık Riskleri: Tedavi edilmemiş fıtıklar, barsak düğümlenmesi ve sonraki aşamada da barsak kangrenine yol açar. Boğulma nedeni, barsağın kendi etrafında dönüp fıtık kanalına sıkışmasıdır.
Bunun fark edilmediği hallerde ise, kan dolaşımı bozulan barsaklar da kangren olur ve basit bir fıtık hastalığı acil ameliyat gerektiren çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Ayrıca boğulmuş fıtık erkeklerde testislerin de zarar görmesine neden olabilir.
Fıtığa neden olan karın duvarındaki fiziki bir yırtığın, yine fiziki olarak kapatılması tek çaresidir.
Bazı hastalar fıtık bağı veya korse kullanmakla biraz rahatladıklarını hissedebilir ancak bunlar fıtığın tedavisine katkı sağlamaz, fıtığın oluşturduğu olası risklerden de korumaz.
Fıtık, egzersizle, kilo vermekle veya ilaç tedavisi ile yok olmaz.
Fıtıklar kendi hallerine bırakılmakla düzelmez. Fıtığın bilinen tek tedavi yöntemi cerrahidir.
Fıtık Tedavisi: Modern fıtık cerrahisinde amaç hasta için en rahat ve güvenilir yöntemle fıtığı onarmak, en kısa sürede hastanın normal yaşamına dönmesini sağlamaktır. Mevcut durumda en başarılı metod; gerdirmesiz yama yöntemidir (Lichtenstein). Ameliyat sonrası dönemin ağrısız olması, en düşük komplikasyon oranları, en düşük nüks etme riski bu yöntemin en büyük avantajlarıdır.
Bu avantajlar sayesinde hastanın işgücü kayıpları da en aza iner.
“Tension free” yani “gerdirmesiz” ameliyatlarda fıtığın çıktığı zayıf noktaya özel biyo-sentetik yamalar konarak bu onarım sağlanmaktadır. Bu yöntem teknolojik olarak doku dostu özel yamaların yapılması ile hızla gelişmiştir.
Bu yamalara hastanın ihtiyacına göre ameliyathanede şekil verilebilir veya farklı boyut ve şekillerde hazır olarak alınıp kullanılabilir.
Bu yamalar fıtığın çıktığı yere açık veya laparoskopik yöntemle konur.
Anestezi: Fıtık ameliyatlarında genel veya bölgesel anestezi teknikleri kullanılabilir. Hangi hastaya hangi anestezinin uygun olduğu, anestezi doktoru ve hastanın ortak kararıdır.
Açık ameliyatlarda tüm anestezi seçenekleri uygulanabilir. Bu yöntemler, genel anestezi, lokal anestezi, spinal ve epidural anestezilerdir.
Laparoskopik fıtık ameliyatlarında tek anestezi seçeneği vardır: genel anestezi. Genel anestezi, hastanın ameliyat sırasında tamamen uyuduğu yöntemdir. Boğulmuş Fıtık: Karın duvarı fıtıklarının en korkulan komplikasyonu “boğulmuş fıtıktır”. Basit fıtık ameliyatları hasta ve hekimi için ne kadar kolay ve sorunsuz ise, boğulmuş fıtık ameliyatları da o kadar zor ve risklidir.
Acil cerrahi gerektiren boğulmuş fıtık ameliyatı ile en uygun koşullarda-elektif olarak-yapılan normal fıtık ameliyatları aşağıda kıyaslanmıştır.
Böyle bir tehdit ile karşı karşıya kalmamak için, en kısa zamanda fıtık ameliyatı olmak gerekir. Fıtık ameliyatları her yaştaki hasta için neden güvenli ve rahat bir ameliyattır? Bunun iki nedeni var: 1-Fıtık ameliyatları her türlü anestezi ile yapılabilir: Fıtık ameliyatı için lokal, spinal/epidural (belden uyuşturma) ve genel anestezi olmak üzere her 3 anestezi yöntemi de rahatça ve güvenle uygulanabilir. Bu seçenek bolluğu, doktora her hasta için en uygun anestezi yöntemini seçme olanağı verir.
Bu durumda hastanın yaşı ve genel sağlık durumu ne olursa olsun ameliyat olma şansı vardır.
2-Fıtık ameliyatı sırasında karın içine girilmez, bu nedenle ameliyat sonrası kabızlık ve karın ağrısı olmaz. Karın içine girilmediği, sadece karın duvarında onarım yapıldığından, iç organların yaralanma riski de yok denecek kadar azdır.
Ayrıca fıtık onarımının açık veya kapalı yöntemle yapılabilmesi nedeni ile, her hasta için en uygun cerrahi yöntemi seçme şansımız vardır.
Örneğin daha önce açık ameliyat olmuş ve nüks etmiş bir hastaya, daha önceki ameliyat bölgesine hiç dokunmadan kapalı yöntemle tamamen farklı yoldan onarım yapılabilir.
Bu şekilde hem ameliyat teknik olarak daha kolaydır, hem de yeniden nüks oranı çok düşüktür.
Boğulmuş Fıtık ve kangrene olup morarmış barsaklar. Bu barsakların çıkarılması gerekir. Açık yöntem mi, Kapalı yöntem mi seçmek daha doğru? Fıtık konusunda bugünün tartışması: yamanın yıllardır uygulandığı gibi açık yöntemle mi yoksa daha yeni olan kapalı yöntemle mi (laparoskopik) yerleştirileceğidir. Benim kişisel görüşüm, kapalı yöntemin maliyeti düştükçe, genel cerrahların laparoskopi deneyimi çoğaldıkça ve insana verilen değer arttıkça, orta vadede kapalı yöntemin hızla yaygınlaşacağı şeklindedir.
Kapalı yöntemin avantajlarını şöyle sıralayabiliriz: Çok küçük kesilerle –bir tane 1 cm, 2 tane 0,5 cm olmak üzere toplam 2 cm’ cilt kesi ile- gerçekleştirilir. Kesinin daha kısa olması, yara komplikasyonlarını da azaltır.
Enfeksiyon, ameliyat sonrası erken ağrı, ve geç dönemde kronik cilt hassasiyetleri daha az görülür.
Kesilerin küçük olması kozmetik açıdan da avantaj sağlar. Kısa bir süre sonra ameliyat kesilerinin yerini bulmaz olanaksız hale gelir.
Kapalı ameliyat sırasında hem sağ-hem sol, her iki kasık kanalını da görme imkânı vardır. Örneğin ikinci taraf ile ilgili bir şüphe varsa, ameliyat sırasında diğer tarafı da kontrol etmek mümkündür.
Üstelik aynı deliklerden her iki taraflı da yamamak mümkündür. İki taraflı kasık fıtıklarında laparoskopik yöntem çok avantajlıdır.
Çift taraflı onarım açık yöntemle yapıldığında, çok daha fazla doku hasarı ve yara komplikasyonu riskine sahiptir.
Kapalı yöntem sonrası işe, sosyal yaşama ve spora dönüş çok daha hızlıdır. Kapalı yöntem, masa başı işi yapanlar da dahil olmak üzere, işin zorluğu ile doğru orantılı olarak ciddi bir avantaj sağlar; özellikle sporcular ve vücudu ile çalışanlar için ideal bir yöntemdir.
Nüks fıtıkları kapalı yöntemle, daha önceki ameliyat bölgesine hiç girmeden arka taraftan onarmak mümkündür. İlk ameliyat açık yöntemle yapıldıysa, bölgenin orijinal anatomisi bozulduğu için bu olgularda açık yöntem teknik güçlükler içerir ve komplikasyon potansiyeline sahiptir.
Dolayısıyla nüks fıtıklarda da kapalı yöntem daha başarılıdır.
Kapalı yöntemin uzun dönem sonuçları da alınmıştır. Yapılan geriye dönük çalışmalarda hem ilk uygulama hem de nüks fıtıklarda yapılan uygulamalarda, kapalı yöntemin en az açık yöntem kadar başarılı olduğu ortaya çıkmıştır.
Nüks oranları birbirine eşit ve çok düşüktür. Diğer komplikasyomlar açısından da kapalı yöntem daha başarılı sonuçlar vermektedir.
Kapalı yöntem için ideal hastalar:
Kapalı yöntemin dezavantajları:
Kapalı onarım yöntemi, dikkatli seçilmiş hastalarda, konunun uzmanları tarafından gerçekleştirildiğinde, açık operasyon kadar güvenlidir. Karın duvarı fıtıklarıyla ilgili web sitemizden de bilgi alabilirsiniz. Op Dr Hamdi Koçer Genel Cerrahi Uzmanı |


