Prostat Kanseri

Prostat, erkekler de semeninin (meni) bir kısmını oluşturan, koyu kıvamlı salgı yapan bir bezdir. Yaklaşık olarak bir ceviz büyüklüğündedir. Mesanenin (İdrar torbası) altında, rektumun (kalın bağırsağın son bölümü) önündedir. İdrar torbasından idrarın boşalmasını sağlayan kanalın (üretra) ilk kısmını çepeçevre sarar.

Normal Prostat
Prostat Kanseri

Prostat kanseri cilt kanserinden sonra en sık rastlanan kanser tiplerindendir. Her yıl Amerika Birleşik Devletleri'nde 190.000 kişi prostat kanserine yakalanmakta ve bunların 32.000 i hayatını kaybetmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan çalışmalarda prostat kanserinin en fazla 55 yaş üzeri erkeklerde olduğu ve tanı alan erkeklerin ortalama yaşının 72 olduğu bildirilmiştir.
Yapılan çalışmalarda prostat kanseri için belirlenmiş risk faktörleri aşağıdaki gibidir.
  • Diyet: Yüksek yağ içerikli diyet
  • Etnik köken: Zencilerde daha fazla
  • Ailede prostat kanseri olması.
  • İleri yaş.

Bir çok kanser çeşidi gibi prostat kanserinde de erken teşhis ve tedavi hayat kalitesinin yüksek olduğu tedavi alternatiflerini olası kılmaktadır.


PROSTAT KANSERİNİN SEMPTOMLARI NELERDİR?
Erken prostat kanseri, genellikle bir şikayete neden olmaz.

Erken dönemde olabilecek şikayetler:
  • Özellikle geceleri olmak üzere sık işeme ihtiyacı
  • İşemeye başlamada ve sonlandırmada güçlük
  • İşeyememe
  • Zayıf veya kesik kesik idrar yapma
  • İşerken yanma veya ağrı
  • Ağrılı ejakülasyon (boşalma)
  • İdrar veya menide kan görülmesi
  • Sırt, kalça ve/veya bacak ağrıları

Bu şikayetlerden herhangi biri kanser veya ciddi olmayan başka sağlık problemleri tarafından da oluşturulabilir. Yani bu şikayetler mutlak prostat kanseri olduğu anlamına gelmez. Bu şikayetlerin nedenini sadece bir doktor söyleyebilir. Bu tip şikayetleri olan bir şahıs bir üroloji uzmanına görünmelidir. Erken prostat kanseri ağrıya neden olmaz. Bu nedenle hastalar ağrının oluşmasını beklememelidir.

PROSTAT KANSERİNİN TARANMASI VE SAPTANMASI YOLLARI NELERDİR?
Prostat Kanseri için tarama ve erken teşhis yöntemleri:
Yukarıda bahsedilen belirtilerden biri veya bir kaçının beraber olduğu durumlarda hemen bir üroloji uzmanına başvurunuz. Doktorunuzun yapacağı muayene ve aşağıda sayacağımız teşhis yöntemleriyle sizde olabilecek bir prostat kanserini aydınlatılabilir.

Şikayet olmasa dahi aile öyküsü olanların 40 yaşından sonra olmayanların 50 yaşından süre yılda bir kere prostat spesifik antijen (PSA) (prostattan salgılanan ve kana belli oranda geçen bir hormon) baktırması önerilir

Bunun için yapılacak testler sırasıyla şunlardır:

Parmakla Rektal Muayene:
Doktorun parmağı ile makattan prostat muayenesi yapmasıdır. Bu yolla prostatın büyüklüğünü, kıvamını ve kitle içerip içermediğini parmağı ile kontrol eder.

Kan Testleri :
Laboratuarda kandaki Total PSA düzeyi ve serbest PSA düzeyi ölçülür. Kandaki PSA düzeyi, prostat kanseri, prostatın selim büyümesi ve prostatın iltihabi hastalıkları gibi durumlarda yüksek çıkabilir. Yani, PSA�nın yüksek olması her zaman kanser var anlamı taşımaz.
Doktor sadece PSA tayini yaparak prostat kanseri tanısı koyamaz. Doktor bu testlerin sonuçlarıyla, hastayı kanser yönünden incelemeye alıp almayacağına karar verir.

İdrar Tahlili:
İdrar, kan veya iltihap olup olmadığını aramak amacı ile kontrol edilir.

Transrektal Ultrasonografi:
Muayene ve PSA sonucuna göre doktor kanser şüphesini ortadan kaldırmak için biopsi yapabilir. Makattan yerleştirilen Ultrasonografi aleti ile prostat incelenir.
Bilgisayar yardımıyla prostat dokusundan yansıyan ses dalgaları, ekranda sonogram denen bir resim oluşturur.

Şüpheli bölge

Bu sistemle prostat görüntülenir. Böylece prostatın büyüklüğü ve iç yapısı hakkında daha detaylı bilgi elde edinilir.

Prostat Biyopsisi:

Eğer test sonuçları prostat kanseri olabileceğini işaret ederse biyopsi yapılmalıdır. Biyopsi tanı koyabilmek için gerekli tek yoldur. Biyopsi sırasında transrektal (makattan yapılan) ultrasonografiden yararlanılarak, lokal (mevzi, bölgesel) anestezi ile, ince bir iğne yardımıyla küçük miktarda prostat dokusu incelenmek üzere alınır.

Patoloji uzmanı mikroskop altında alınan dokuyu inceleyerek prostat kanser hücrelerini görmeye çalışır. Eğer kanser varsa, patoloji uzmanı kanserin "grade"ini (derecesini) de rapor eder. Grade tümörün normal prostat dokusuna ne kadar benzediğini ve büyüme hızının ne kadar fazla olabileceğini gösterir. Prostat kanserini "grade"lemenin bir yolu "Gleason" sistemidir. Prostat kanseri bu sistemle 2 ile 10 arasında bir skor alır. Düşük skorlu tümörler, büyük skorlu tümörlere göre daha yavaş büyüme ve yayılma özelliğine sahiptir.


PROSTAT KANSERİ EVRELEMESİ TESTLERİ

Eğer sizde prostat kanseri saptanmış ise bu tümörün vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığını anlamak amacıyla yapılması gereken tetkikler aşağıdaki gibidir. Bu yönteme evreleme denir ve doktorunuzun sizin için en faydalı olacak tedavi biçimini seçmede en önemeli belirleyicidir.Bu aşağıdaki bir veya birkaç testi içerir.

Bilgisayarlı Tomografi: Bu ileri teknolojik röntgen filmi mesanenizin 2 boyutlu farklı kalınlıklarda kesitlerini alma prensibine dayanır. Çoğu zaman damardan verilen bir boya ile prostat ve çevre dokuların daha iyi ayırımı yapılarak metastaz olup olmadığı daha iyi anlaşılmaktadır.Eğer daha önce benzer boyalara alerjiniz olmuş ise bu tetkik boya kullanılmadan yapılmalıdır.

Kemik Sintigrafisi: Kanserin kemiklerinize sıçrayıp sıçramadığını saptamaya yarayan tetkiktir. Bu tetkik sırasında damardan çok küçük miktarda radyoaktif madde kullanılır.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): Röntgen ışığını yerini çok kuvvetli manyetik alan ve radyo dalgaları kullanılarak yapılan bir testtir.Bu tetkik sırasında bir tüpün içine girmeniz gerekir ve tetkik sırasında yüksek frekanslı bir sese maruz kalacağınızı bilmeniz ve kendinizi buna hazırlamanız da fayda olacaktır.Sesten etkilenmemek için kulaklık ve kapalı bölge korkunuz için açık MRI seçeneğini lütfen doktorunuza sorunuz.


PROSTAT KANSERİNİN EVRELERİ
T: Tümörün lokal yayılımı
N: Lenf bezi tutulumu
M: Uzak organ metastazı

Bu siteme göre;


* Tx Primer tümörün değerlendirilemediği olgular

* T0 Primer tümöre ait hiçbir bulgunun olmadığı olgular
* T1 Palpasyon ya da görüntüleme yöntemleriyle klinik olarak saptanamayan olgular
T1a TUR ile rezeke edilen dokunun < %5'inde rastlantısal olarak tümör saptanması
T1b TUR ile rezeke edilen dokunun > %5'inde rastlantısal olarak tümör saptanması
T1c PSA yüksekliği nedeniyle yapılan iğne biyopsisinde tümör saptanan olgular
* T2 Prostat bezinde sınırlı tümör
T2a Tek lobu tutan tümör
T2b Her iki lobu tutan tümör
* T3 Prostat kapsülünü aşan tümör
T3a Kapsül dışına tek veya iki taraflı uzanım
T3b Veziküla seminalis tutulumu
* T4 Veziküla seminalisler dışında komşu organlara invazyon gösteren tümör

* Nx Bölgesel lenf bezleri değerlendirilemeyen olgular
* N0 Bölgesel lenf bezi metastazı olmayan olgular
* N1 Bölgesel lenf bezi metastazı olan olgular

* Mx Uzak organ metastazı değerlendirilemeyen olgular
* M0 Uzak organ metastazı olmayan olgular
* M1 Uzak organ metastazı olan olgular
* M1a Bölgesel olmayan lenf bezi metastazı olan olgular
* M1b Kemik metastazı olan olgular
* M1c Diğer organ metastazı olan olgular

PROSTAT KANSERİNİN TEDAVİSİ

Doktor her hastanın ihtiyaçlarını karşılayacak bir tedavi planını hastası ile birlikte tartışır. Prostat kanserinin tedavisinde hastalığın yaygınlığına ve tümör hücrelerinin derecesine göre tedavi yöntemi belirlenir. Bu süreçte önemli faktörler hastanın yaşı, genel sağlık durumu dolayısı ile beklenen olası yaşam süresidir.

Kansere yakalanmış birçok insan hastalığının ne olduğu, tedavi seçenekleri, tedavinin muhtemel yan etkileri konularında mümkün olan her şeyi öğrenerek, verilecek kararlara aktif olarak katılmalıdırlar.

Prostat kanseri olan erkekler için çeşitli tedavi seçenekleri vardır;
  • İzlem
  • Cerrahi
  • Radyasyon-ışın
  • Hormon tedavisi.


TEDAVİ METODLARI

İzlem: Prostat kanseri yavaş ilerler ve bu nedenle tanı konulmuş bazı hastalarda tedaviye ihtiyaç olmayabilir. Kanseri vücudun başka yerlerine yayılmamış ve beklenen yaşam süresi kısa olan çok yaşlı erkeklere veya başka ciddi sağlık problemleri olan erkeklere tedavi önerilmeyebilir.

Cerrahi: Prostat kanserinin erken evrelerinde sıkça kullanılan bir tedavidir. Prostatın tamamının çıkarılması için yapılan ameliyata radikal prostatektomi adı verilir. Özellikle prostata sınırlı olduğu düşünülen (Evre T1 ve T2) tümörlerde, hastanın beklenen yaşam süresi 10 yılın üzerinde ise iyi bir alternatiftir. Ancak yan etkileri olabilen bir tedavidir. Bu yan etkilerden en önemlileri; geçici veya kalıcı idrar kaçırma, ameliyat sonrası penisde cinsel ilişki için yeterli sertleşmenin olmaması (erektil disfonksiyon) ve üretra (penis içindeki idrar kanalı) da darlık olması şeklinde sıralanabilir.

Radyasyon-Işın Tedavisi:
Prostat kanserini tedavi etmek için başka bir yoldur. Radyasyon tedavisinde (radyoterapi de denir) yüksek enerjili ışınlarla kanser hücreleri harap edilir ve büyümeleri durdurulur. Cerrahi gibi, radyasyon tedavisi de lokal bir tedavidir ve sadece tedavi uygulanan alandaki kanser hücrelerini etkiler. Erken evre prostat kanserinde radyasyon tedavisi, cerrahi yerine veya cerrahiyi takiben o bölgede kalmış olabilecek kanser hücrelerini yok etmek için uygulanabilir. Prostat kanseri diğer organlara sıçradığında radyoterapi bu alanlara da uygulanıp kanserin burada oluşturduğu rahatsızlıkların giderilmesinde de rol oynayabilir. Radyasyon vücuda dışarıdan bir makineyle (dıştan radyasyon) yönlendirilebilir, veya radyoaktif madde içeren bir çekirdek yerleştirilmesi ile direkt olarak tümöre verilebilir (içten radyasyon; Brakiterapi). Bazı hastalara bu iki radyasyon tedavisi birlikte uygulanabilir.
İçten (brakiterapi) radyasyon tedavisi için belli bir süre hastanede yatmak gerekebilir, bu süre içinde prostat içine radyoaktif çekirdekler yerleştirilir Bu yerleştirme işlemi bölgesel anestezi altında bilgisayarlı tomografi veya transrektal ultrasonografi eşliğinde kılavuz iğnelerin yardımı ile dikkatlice yapılır. Çekirdekler geçici veya kalıcı olabilir. Geçici olarak yerleştirilen bir çekirdek çıkarıldığında, vücutta hiç radyoaktivite kalmaz. Kalıcı bir çekirdeğin içerdiği radyasyon genellikle çevredeki diğer insanlara zararlı olmaz.

Hormon tedavisi: Prostat kanseri hücrelerinin büyümek için ihtiyaç duyduğu hormonların etkisini sonlandırır. Bir erkekte, hormon tedavisi aldığında vücudundaki erkeklik hormonu seviyesi düşer. Hormon seviyesindeki bu düşüş vücudun başka yerlerine yayılmış olsa da tüm kanser hücrelerini etkiler. Bu sebeple hormon tedavisine "sistemik" tedavi denir.
Hormon tedavisinin birçok şekli vardır. Bunlardan bir tanesi hayaların (testislerin) alınmasıdır. Orşiektomi denen bu ameliyat erkeklik hormonunun ana kaynağını ortadan kaldırır. Orşiektomi lokal veya bölgesel anestezi ile yapılabilir. Bu ameliyatta testisler tamamıyla alınacağı gibi testislerinin alınmasını istemeyenlerde sadece erkeklik hormonunun temel üretim yeri olan hücrelerin bulunduğu testisin iç kısmının çıkarılması ve kapsülünün bırakılması (Subkapsüler) şeklinde de yapılabilir.

Aylık yada üç aylık olarak enjeksiyon şeklinde uygulanan LHRH-agonistleri hormon tedavisinin bir başka şeklidir. LHRH-agonistleri testislerin erkeklik hormonu (testosteron) üretmesini engeller.
Orşiektomi sonrasında, veya LHRH-agonisti veya östrojen tedavisinde hayalardan testosteron üretimi durur. Buna rağmen böbreküstü bezleri az miktarda erkeklik hormonu üretebilir. Bazen bu hastalara bu az miktardaki hormonu engellemek için tablet şeklinde antiandrogen ilaçlar verilebilir. Bu kombinasyon tedavisine tam androjen blokajı adı verilmektedir.


TEDAVİNİN YAN ETKİLERİ
Doktorların tedaviyi çok dikkatli planlamalarına rağmen, tedavinin etkilerini sadece kanser hücrelerini etkileyecek ve yok edecek şekilde kısıtlamak oldukça zordur. Tedavi sağlıklı dokular ve hücrelere de zarar verebileceğinden çoğu zaman istenmeyen, bazen de ciddi yan etkilere neden olabilir.

Prostat kanseri tedavisinin yan etkileri büyük ölçüde tedavinin tipine ve yaygınlığına bağlıdır. Ayrıca her hastanın tedaviye verdiği yanıt farklıdır. Doktorlar ve hemşireler tedavinin yan etkilerini hastaya açıklarlar, ve çoğu zaman tedavi süresince ve sonrasında ortaya çıkabilecek şikayetleri düzeltecek önerilerde bulunurlar. Yan etkiler meydana çıkarsa bunlardan doktoru haberdar etmek bu sebeple önemlidir.

Cerrahi
Hastalar genellikle ameliyattan sonraki ilk birkaç günde rahatsızlık ve ağrı hissederler, fakat bu ağrılar ilaçlarla geçirilebilir. Hastaların kendilerini yorgun ve zayıf hissetmeleri de sıkça karşılaşılan bir durumdur. Prostatın çıkarılması için yapılan ameliyat kalıcı penis sertleşme bozukluğuna, ve bazen de idrar kaçırma yakınmasına sebep olabilir. Bu yan etkiler eskiye göre çok daha seyrek görülmektedir. Bu da cerrahi tekniklerdeki gelişme ile olmuştur. Sinir koruyucu cerrahi denilen teknikle, peniste sertleşmeyi ve idrar tutmayı sağlayan sinirlere zarar verilmesi önlenir. Bu ameliyat tam başarılı olduğunda, peniste sertleşme problemi geçici bir süre olur. Buna karşın radikal prostatektomi olan erkeklerde meni üretilmez ve boşalma sırasında meni boşalmaz.
Ayrıca son yıllarda Laparoskopik cerrahi tekniklerin gelişmesi prostat kanserinin tedavisinde de bu türde yaklaşımları gündeme getirmiştir. Göbek altından belirli noktalardan açılan küçük deliklerden takılan cihazlar ve bunların içinden çalışan tıbbi aletlerle radikal prostatektomi operasyonunun yapılması mümkün olabilmektedir.

Radyasyon-Işın Tedavisi
Radyasyon tedavisi devam ettikçe hastalar kendilerini çok yorgun hissedebilirler. Hastalarda ishal veya sık idrara çıkma, idrar yaparken rahatsızlık hissi olabilir. Buna ek olarak, hastalara dıştan radyasyon tedavisi uygulandığında, ışının verildiği bölgede ciltte kızarıklık, kuruluk ve gerginliğe sıkça rastlanılır. Işının uygulandığı kasık bölgesindeki tüyler de dökülebilir. Uygulanan radyasyon miktarına bağlı olarak bu tüy dökülmesi geçici veya kalıcı olabilir.

Radyasyon tedavisi bazı erkeklerde peniste sertleşme problemlerine yol açabilir. İçten çekirdek yerleştirilerek yapılan radyasyon tedavisinde (brakiterapi) bu yan etki dıştan radyasyon tedavisine göre daha seyrek olur. Erken dönemde içten yapılan radyasyon tedavisi sertleşmeyi kontrol eden sinirlere daha az zarar vermektedir. Radyasyon tedavisi sonrasında inatçı ishal, dışkıdan kan gelmesi veya barsak tıkanıklıkları gibi gastrointestinal; sık idrara çıkma, idrar yaparken zorlanma, idrar yaparken yanma gibi idrar yolları ile ilgili şikayetler beklenebilecek yan etkilerdir. Bunların dışında cinsel fonksiyonlarda azalma da görülebilir.

Hormon Tedavisi
Orşiektomi ve LHRH-analogları sıklıkla cinsel istek kaybı, sertleşme problemleri, meme başlarında hassasiyet ve uzun takiplerde kemiklerde kısmen erime (osteoporoz) gibi yan etkilere yol açar. Bu tedaviler zamanla testosteron seviyesinin düşmesine neden olur. Vücutta testosteron seviyesinin düşmesiyle, tümör büyümesi yavaşlar ve hastanın durumunda belirgin bir düzelme görülür.

Kemoterapi
Kemoterapinin yan etkileri tamamen kullanılan ilaçların cinsine bağlıdır. Her kemoterapi ilacının kendine özgün yan etkileri mevcuttur. Kemoterapi genel olarak hormonal tedaviler başta olmak üzere öncelikli bütün tedavilerin uygulandığı, ancak olumlu cevabın alınmadığı prostat kanserli hastalara son dönemlerinde verilir. Bu tip hastalarda umut verici araştırmalar günümüzde de devam etmektedir. Doktorunuz size bu ilaçlar konusunda ayrıntılı bilgi verebilir.