| Çocuğu Olmayan Çiftlerin Tedavileri | |
|
Sayın okuyucularımız, yukarıda kısaca anlattığım gibi çocuğu olmayan çiftlerin tedavilerini 4'e ayırabiliriz. Birincisi yumurtlama tedavileri, ikincisi aşılamalar, üçüncüsü değişik ameliyatlarla kanalların açılması veya erkeğin ameliyat edilerek sperm yükseltilmesi, dördüncüsü ise tüp bebek tedavileridir. Tespit edilen sebeplere bağlı olarak bu tedavilerin biri veya bir kısmı uygulanır. Sperm sorunlarını ve tedavilerini anlatmıştık. Kadındaki yumurtlama sorunlarında da daha önce değindiğimiz haplarla veya iğnelerle veya bazı ameliyatlarla yumurtlamanın sağlanması temel tedavilerdir. Kanalların tıkalı olması durumunda laparoskopik yöntemle kanalların açılmasına çalışılabilir. Sık görülen sebeplerden olan nedeni bilinmeyen kısırlık olgularında ise tabiatın gebe bırakma sistemi her öğesi arttırılarak uygulanır. Yani kadının yumurtası bir iken ikiye, üçe çıkartılır. Sperm normal bile olsa yoğunlaştırılarak daha canlıları ve hızlıları seçilir ve bunlar yolu da kısaltmak için yumurtalık kanallarının rahme bakan ağzına kadar uzun bir boru yardımıyla içeri enjekte edilir (ki biz buna aşılama diyoruz). Bütün bu tedavilerle çocuk sahibi olunamazsa çiftlere tüp bebek yapılması gereklidir. TÜP BEBEK KİMLERE UYGULANIR Tüp bebek genelde spermi 10 milyonun altında olan erkeklere, ileri derecede sperm şekil bozukluğuna sahip olan erkeklerde; her iki yumurtalık kanalıda tıkalı olan kadınlarda veya yumurtlama tedavisi, aşılama gibi klasik yöntemlere cevap vermeyen çiftlere uygulanır. TÜP BEBEK KİMLERE UYGULANAMAZ Spermi hiç olmayan ve yumurtalıktan alınan parçada da sperm bulunmayan erkeklere, yumurtlaması durmuş veya menopoza girmiş kadınlara ve rahmi alınmış kadınlara uygulanamaz. Ayrıca kadın normalde olsa belli bir yaşın üzerinde ve belli bir hormon değeri bozukluğunda da tüp bebek şansı son derece az olduğu için uygulanmaması uygun olur. Bunun için belli bir hormon ve yaş sınırı verilemez; buna doktor takdir verecektir. TÜP BEBEK- MİKROENJEKSİYON TEDAVİLERİ Tüp bebek tedavisinde erkeğin görevi, kadın yumurtasının toplanacağı gün sperm vermesinden ibarettir. Tabi ki karısına göstereceği manevi destek bir erkeğe düşen en önemli görevlerden bir tanesidir! Tüp bebekte uzun protokol, kısa protokol, mikro doz protokol, ilaçsız tüp bebek vs. gibi değişik yöntemler vardır. Önce standart tüp bebeği anlatalım. Standart tüp bebek tedavisinde kadınlara âdetinin 21. ci günü yumurtalığı baskılamaya yarayan bir ilaca başlanır ve onu takiben âdetin 2. ci günü hasta doktora gelerek hormon testi yaptırtır ve ultrasona girer. Baskılama yeterince olmuşsa hastaya bu sefer yumurtalığı uyarıcı iğnelere başlanır. Bu iğneler verilirken kandaki yumurtanın salgıladığı östradiol değeri takip edilir, yumurtaların boyutları takip edilir ve en az iki, üç yumurta 18 mm çapına ulaştığı zaman ( ultrasonda görülen, ölçülen içi su dolu siyah kesecikler ve folikül diyoruz yumurta bunun içinde bir yerlerdedir, ultrasonda görülemez) çatlatıcı bir iğne uygulanır. 35- 36 saat sonra genel anestezi altında vajinal yoldan ultrasona yerleştirilen bir iğne ile yumurtalıklara girilerek bu su dolu kesecikler emilir. Bu sıvı laboratuara verilir ve o sıvının içinde sadece bir toplu iğne başı kadar olan yumurtalar bulunur, ayıklanır ve bir kaba konur. Bu işlem yaklaşık yarım saat kadar sürer ve hasta uyandırılır. Bu esnada erkekte sperm verir ve o da laboratuarda bir ayıklama işlemine tabi tutulur. En iyi canlı ve hareketli spermler seçilir ve normal bir tüp bebek yapılacaksa bir kaba konup yanına 50 bin civarında sperm yerleştirilerek cam bir kap ile 37 derecede insan vücudunu anımsatan inkübator dediğimiz özel fırınlara konur. Bu arada spermler genellikle 24 saat içinde yumurtaları döller ve ertesi gün embriyolog inkübatorden kabı alarak döllenme kontrolü yapar. Normalde %70- 80 civarındaki yumurta ertesi gün döllenmiş bir halde ve ikiye, üçe bölünmüş halde izlenir. Bunu takip eden günde iyi embriyolar 4' bölünür ve onu takip eden günde de 8'e bölünür. İdeal olarak yumurta toplandıktan 3 gün sonra hasta embriyo nakli için çağırılır. Biz hastalarımızı çok su içip gelmelerini ve mesanenin dolu olmasını istiyoruz. Hasta tek ameliyathaneye alınır ve hiçbir anestezi verilmeden jinekolojik muayene gibi masaya alınır, dolu mesanenin üzerinden ultrasonla rahim zarı görülür ve embriyoluğun vereceği genellikle iki, üç adet kaliteli embriyo uzun bir kateter yardımıyla hastanın rahminin üst kısmına enjekte edilir. Hasta daha sonra yatağına alınır, idrarını yapar, dört saat kadar hastanede yatak istirahatı yaptıktan sonra eve yollanır. Mikroenjeksiyon yönteminde ise, tek fark kaba konan yumurtaların yanında 50 bin tane sperm yerleştirilmesi değildir her bir yumurta özel bir alet yardımıyla tutulup, içine en kaliteli görülen tek bir sperm enjekte edilir ve dolayısıyla döllenme zorla gerçekleştirilir. Bu işlem yumurta toplandıktan 2-3 saat sonra yapılır, içine sperm yerleştirilmiş yumurtalar bu yolla inkübatore bırakılır ve ertesi günkü gelişmeler aynen üstte yazdığım gibi devam eder. Mikroenjeksiyon şansı döllenmenin garantiye alınmasından dolayı normal tüp bebek işleminden daha yüksektir ve bizde kendi kliniğimizde son 10 yıldır sadece mikroenjeksiyon yapıyoruz ve dolayısıyla hastaların gebelik şansını arttırmaya çalışıyoruz. Türkiye'deki yasalara göre hastalara en çok üç tane embriyo verilmektedir. Eskiden bu konuda bir kısıtlama yoktu ve herhalde dünyanın bazı ülkelerinde halen kısıtlama yoktur. 13 tanenin üzerinde embriyo verildiği zaman gebelik şansı pek artmamaktadır. Buna mukabil üçüz, dördüz gibi istenmeyen çoğul gebelikler oluşmaktadır. Hastalara embriyo nakli yapıldıktan 12 gün sonra gebelik testi yapılır ve pozitif çıkarsa da bu hem hastayı hem ailesini hem de işlemi yapan tüp bebek personelini büyük bir sevince boğar. Sonucun negatif çıkması durumundaysa tabi ki hepimiz büyük bir üzüntü duymaktayız. Tüp bebekte maalesef başarı şansı %100 değildir, en iyi çiftlerde %50 civarındadır. Dolayısıyla her çiftin gebe kalıp kalmama şansı hemen hemen eşittir. Burada atlanılmaması gereken konu şudur: eğer bu çiftin 3. cü günde güzel embriyoları varsa ve gebe kalmamışlarsa şansları yinede çok yüksektir ve denemeye devam etmelidirler. Ama bazı olgularda hiç yumurta çıkmaması veya yumurtanın çok kalitesiz olması veya döllenememesi veya hiçbir zaman kaliteli embriyo olmaması dolayısıyla değişik bazı yöntemlerle belki bir veya iki kez daha deneme yapılabilir ama hepsinde bu durum devam ediyorsa hastaya tedaviden vazgeçmesi önerilmelidir. |


